loading
jinekomasti başvurusu

Jinekomastiyle Başvuran Bir Hastada Hangi Durumlarda Meme Biyopsisi Yapılır ve Bu İşlemin Amacı Nedir?

Jinekomasti vakalarının büyük çoğunluğunda kanser riski yoktur veya kansere dönüşmez. Bu nedenle, tipik klinik ve radyolojik bulgularla jinekomasti tanısı konulan hastalarda, meme biyopsisi rutin olarak uygulanan bir işlem değildir. Ancak, bazı spesifik durumlarda, jinekomasti ile erkek meme kanseri (EMK) veya diğer nadir görülen meme patolojileri arasında kesin bir ayırıcı tanı yapmak ve altta yatan olası bir maligniteyi (kötü huylu tümör) dışlamak amacıyla biyopsi yapılması gerekebilir.

Erkek meme kanseri, kadınlara kıyasla çok daha nadir görülmekle birlikte (tüm meme kanserlerinin yaklaşık %1’ini oluşturur), özellikle belirli risk faktörleri taşıyan veya şüpheli klinik/radyolojik bulguları olan hastalarda her zaman akılda tutulması gereken bir olasılıktır.

Meme Biyopsisinin Temel Amacı

Jinekomasti şüphesi olan bir hastada biyopsi yapılmasının temel amacı, memedeki şüpheli bir lezyonun veya kitlenin iyi huylu mu (benign), yoksa kötü huylu mu (malign – kanser) olduğunu kesin olarak belirlemektir. Biyopsi, patolojik inceleme için doku örneği alınmasını sağlar ve bu örnek mikroskop altında incelenerek hücrelerin tipi, yapısı ve olası anormallikleri (displazi, atipi, invazyon vb.) değerlendirilir. Bu, doğru tanı konulmasını, uygun tedavi stratejisinin belirlenmesini ve hastanın prognozunun (hastalığın seyri) tahmin edilmesini mümkün kılar.

Jinekomastide Biyopsi Yapılmasını Gerektiren Durumlar (Endikasyonlar)

Aşağıdaki durumlar ve bulgular, jinekomasti şüphesi olan bir hastada erkek meme kanseri veya diğer ciddi meme patolojileri açısından şüphe uyandırır ve genellikle biyopsi yapılmasını gerektirir:

1. Klinik Muayenede Şüpheli Bulguların Varlığı

• Tek Taraflı (Unilateral) ve Sert, Fikse Kitle: Jinekomasti genellikle iki taraflı (bilateral) veya en azından asimetrik bilateral bir yumuşaklıkta, lastik kıvamında bir büyüme olarak kendini gösterir. Ancak, memede sadece tek taraflı, sert, düzensiz sınırlı, çevre dokulara veya alttaki göğüs duvarına yapışık (fikse) ve ağrısız bir kitle palpe edilmesi (elle hissedilmesi), erkek meme kanseri için önemli bir şüphe uyandırır.

• Eksantrik (Merkez Dışı) Yerleşimli Kitle: Tipik jinekomasti, meme başı (nipple) ve areola (meme başı çevresindeki pigmentli halka) kompleksinin hemen altında, merkezi bir yerleşim gösterir. Meme başının dışında, örneğin memenin üst dış kadranı gibi eksantrik bir bölgede yerleşmiş bir kitle, jinekomastiden ziyade başka bir patolojiyi (benign veya malign) düşündürür.

• Cilt Değişiklikleri: Meme üzerinde veya çevresindeki ciltte gözlemlenen bazı değişiklikler malignite belirtisi olabilir ve biyopsi endikasyonu doğurabilir. Bunlar arasında:

• Ciltte çekinti (retraksiyon) veya gamzeleşme.

• Portakal kabuğu görünümü (peau d’orange – lenfatik tıkanıklığa bağlı cilt ödemi).

• Ciltte ülserasyon (yara açılması), erozyon veya iyileşmeyen yaralar.

• Ciltte kızarıklık, kalınlaşma veya ısı artışı (özellikle inflamatuar meme kanseri şüphesi).

Meme Başı ve Areola Değişiklikleri

• Meme başında sonradan gelişen ve kalıcı olan içeri doğru çekilme (inversiyon veya retraksiyon).

• Meme başından kendiliğinden gelen, özellikle kanlı, pas rengi, seröz (berrak, sarımsı) veya tek taraflı bir akıntı. (Jinekomastide akıntı nadirdir ve genellikle süt benzeri değildir.)

• Meme başında veya areolada egzama benzeri, kabuklu, kaşıntılı ve iyileşmeyen lezyonlar (bu durum, meme başının Paget hastalığı adı verilen nadir bir meme kanseri tipinin belirtisi olabilir).

• Ele Gelen Koltuk Altı (Aksiller) veya Köprücük Kemiği Üstü (Supraklaviküler) Lenf Nodu Büyümesi (Lenfadenopati): Koltuk altında veya boyun bölgesinde ele gelen sert, fikse, ağrısız ve büyümüş lenf nodları, kanserin bölgesel lenf nodlarına yayılmış olabileceği (metastaz) açısından şüphelidir ve bu lenf nodlarından da biyopsi alınması gerekebilir.

• Hızla Büyüyen Bir Meme Kitlesi: Özellikle ileri yaştaki bir erkekte, kısa bir süre içinde hızla büyüyen bir meme kitlesi her zaman endişe vericidir ve malignite olasılığını akla getirir.

• Asimetrik Meme Büyümesi: Jinekomasti asimetrik olabilse de, belirgin ve yeni gelişen bir asimetri, özellikle yukarıdaki diğer şüpheli bulgularla birlikteyse, dikkatle değerlendirilmelidir.

2. Radyolojik Görüntüleme Yöntemlerinde (Mamografi ve/veya Meme Ultrasonografisi) Şüpheli Bulguların Saptanması

Klinik şüphe durumunda veya belirli yaş gruplarında (genellikle 35-40 yaş üstü erkeklerde veya risk faktörleri olanlarda) meme kitlesinin değerlendirilmesinde mamografi ve/veya meme ultrasonografisi ilk başvurulan görüntüleme yöntemleridir. Eğer ultrasonografi (USG) şüpheyi gideremezse veya daha ileri değerlendirme gerekirse mamografi istenebilir veya tam tersi.

• BI-RADS Sınıflaması: Görüntüleme bulguları, Amerikan Radyoloji Derneği (ACR) tarafından geliştirilen Meme Görüntüleme Raporlama ve Veri Sistemi (BI-RADS – Breast Imaging Reporting and Data System) kullanılarak standart bir şekilde sınıflandırılır. Bu sistem, lezyonların malignite olasılığını kategorize eder. BI-RADS 4 (Şüpheli Anormallik – malignite olasılığı %2-95 arasında değişen alt kategorileri [4A, 4B, 4C] vardır) veya BI-RADS 5 (Yüksek Olasılıkla Malign – malignite olasılığı ≥%95) olarak rapor edilen lezyonlar genellikle histopatolojik doğrulama için biyopsi gerektirir. BI-RADS 3 (Olası Benign – malignite olasılığı <%2) lezyonlar genellikle kısa süreli takip edilir, ancak bazı durumlarda (örneğin, hastanın yüksek riskli olması, lezyonda değişiklik olması) biyopsi düşünülebilir.

• Şüpheli Mamografik Bulgular: Spiküle (düzensiz, ışınsal kenarlı) kitle, düzensiz ve belirsiz sınırlı kitle, asimetrik yoğunluk artışı, mimari distorsiyon (meme dokusunun normal yapısının bozulması), şüpheli mikrokalsifikasyonlar (özellikle pleomorfik [farklı şekil ve boyutlarda], lineer [çizgisel] veya dallanan yapıda ve kümelenmiş mikrokalsifikasyonlar).

• Şüpheli Ultrasonografik Bulgular: Düzensiz şekilli, sınırları belirsiz, köşeli veya spiküle (dikenli) solid (içi dolu) kitleler; hipoekoik (çevre dokuya göre daha koyu renkte) görünüm; posterior akustik gölgelenme (kitlenin arkasında ses dalgalarının zayıflaması); vertikal oryantasyon (kitlenin uzun ekseninin cilde dik olması, yani eninden daha uzun olması); iç yapısında heterojenite (düzensizlik); artmış vaskülarizasyon (Doppler USG’de kitle içinde veya çevresinde artmış kan akımı).

3. Hastanın Tıbbi Öyküsünde Yüksek Kanser Riski Faktörlerinin Bulunması

• İleri Yaş: Erkek meme kanseri riski yaşla birlikte artar ve genellikle 60-70 yaşları arasında (ortalama 68 yaş civarı) pik yapar. Bu nedenle, ileri yaştaki bir erkekte yeni gelişen veya şüpheli bir meme kitlesi daha dikkatli değerlendirilmeli ve biyopsi eşiği daha düşük tutulmalıdır.

• Aile Öyküsü: Ailede (özellikle birinci derece akrabalarda – anne, baba, kardeş, çocuk) kadın veya erkek meme kanseri öyküsü olması, genetik bir yatkınlığa işaret edebilir ve riski artırır.

• Genetik Yatkınlık Sendromları: BRCA1 veya özellikle BRCA2 gibi meme kanseri ile ilişkili genlerde patojenik (hastalık yapıcı) mutasyon taşıyıcılığı, erkek meme kanseri riskini önemli ölçüde artırır. Klinefelter sendromu (47,XXY karyotipi) da EMK riskini 20-50 kat artırır. Bu tür genetik risk faktörleri olan hastalarda şüpheli meme bulguları daha agresif bir şekilde değerlendirilmeli ve biyopsi daha erken düşünülmelidir.

• Önceki Meme Patolojisi Öyküsü: Daha önce memede atipik duktal hiperplazi (ADH) veya lobüler karsinoma in situ (LCIS) gibi premalign (kanser öncüsü) bir lezyon tanısı almış olmak, gelecekte invaziv kanser gelişme riskini artırır.

4. Tanısal Belirsizlik Durumları

Nadiren de olsa, klinik ve radyolojik bulgular, jinekomasti ile diğer benign (iyi huylu) meme lezyonları (örneğin, lipom, fibroadenom benzeri lezyonlar, yağ nekrozu, abse, psödoanjiyomatöz stromal hiperplazi [PASH]) veya malign (kötü huylu) durumlar arasında kesin bir ayrım yapmada yetersiz kalabilir. Bu tür tanısal belirsizlik durumlarında, kesin tanıya ulaşmak ve uygun tedaviyi planlamak için biyopsi yapılması gerekebilir.

5. Tedaviye Yanıt Vermeyen veya Beklenmedik Şekilde İlerleyen Jinekomasti

Özellikle altta yatan bir neden (örneğin, ilaç kullanımı, hormonal bozukluk) tespit edilip tedavi edildiği halde gerilemeyen veya tam tersine büyümeye ve değişmeye devam eden jinekomasti vakalarında, nadir de olsa altta yatan bir malignite olasılığı (özellikle başlangıçta atlanmış veya jinekomasti ile maskelenmiş bir kanser) dışlanmalıdır.

Uygulanan Biyopsi Yöntemleri

Şüpheli bir meme lezyonu saptandığında, doku tanısı için çeşitli biyopsi yöntemleri kullanılabilir.

Seçilecek yöntem, lezyonun büyüklüğüne, yerine, görüntüleme özelliklerine ve hastanın durumuna göre belirlenir:

• İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (İİAB): Çok ince bir iğne ile lezyondan hücre (sitolojik materyal) örneği alınır. Hızlı ve minimal invaziv bir yöntemdir, ancak sadece hücreleri değerlendirdiği, doku mimarisini tam olarak göstermediği ve yanlış negatiflik oranı daha yüksek olabildiği için, erkek meme kanseri tanısında genellikle tek başına yeterli kabul edilmez ve kullanımı sınırlıdır.

• Kalın İğne (Core) Biyopsisi (Tru-Cut Biyopsi): Günümüzde erkek meme lezyonlarının tanısında standart ve tercih edilen yaklaşımdır. Daha kalın bir iğne kullanılarak lezyondan silindirik doku (histolojik) örnekleri alınır. Bu yöntem, doku mimarisini koruduğu için daha güvenilir bir tanı sağlar. Genellikle görüntüleme eşliğinde (ultrason veya mamografi [stereotaktik biyopsi]) yapılır, bu da hedeflenen lezyondan doğru örnek alınmasını sağlar.

• Vakum Destekli Biyopsi (VDB): Kalın iğne biyopsisinin bir türüdür; vakum yardımıyla tek bir iğne girişinden daha fazla ve daha büyük doku örnekleri alınmasını sağlar. Özellikle küçük lezyonlar veya mikrokalsifikasyonlar için kullanışlıdır.

• Cerrahi (Eksizyonel) Biyopsi: Şüpheli lezyonun cerrahi olarak tamamen çıkarılması işlemidir. Hem tanısal (çıkarılan doku patolojik incelemeye gönderilir) hem de bazı durumlarda (eğer lezyon küçük ve benign ise veya küçük bir in situ kanser ise) tedavi edici olabilir. Genellikle iğne biyopsileri ile kesin tanı konulamayan veya lezyonun tamamen çıkarılmasının tercih edildiği durumlarda uygulanır.

Ne Öğrendik

Jinekomastide biyopsi rutin bir işlem olmamakla birlikte, özellikle tek taraflı sert kitle, şüpheli cilt veya meme başı değişiklikleri, atipik radyolojik bulgular (BI-RADS 4 veya 5) veya yüksek kanser risk faktörleri varlığında, erkek meme kanserini dışlamak veya kesin tanı koymak amacıyla hayati önem taşır; bu durumlarda genellikle görüntüleme eşliğinde kalın iğne biyopsisi tercih edilir.

Kaynaklar

1. Vandeven HA, Pensler JM. Gynecomastia. 2023 Aug 8. In: StatPearls [Internet]. Treasure Island (FL): StatPearls Publishing; 2025 Jan–. PMID: 28613563.

2. Gao Y, Heller SL, Moy L. Male Breast Cancer in the Age of Genetic Testing: An Opportunity for Early Detection, Tailored Therapy, and Surveillance. Radiographics. 2018 Sep-Oct;38(5):1289-1311. Epub 2018 Aug 3. PMID: 30074858; PMCID: PMC7391126.

3. Fentiman IS, Fourquet A, Hortobagyi GN. Male breast cancer. Lancet. 2006 Feb 18;367(9510):595-604. Erratum in: Lancet. 2006 Jun 3;367(9525):1818. PMID: 16488803.

4. American College of Radiology (ACR). ACR BI-RADS® Atlas, Breast Imaging Reporting and Data System.

5. Giordano SH. Breast Cancer in Men. N Engl J Med. 2018 Jun 14;378(24):2311-2320. doi: 10.1056/NEJMra1707939. PMID: 29897847.

WhatsApp Chat