loading
Keloid Sorunum Var, Rinoplasti Olabilir miyim ?

64-Keloid Oluşumuna Yatkınlık Rinoplastiye Engel mi? Bilmeniz Gerekenler

Keloid ve hipertrofik skar (yara iyileşmesi), estetik cerrahi düşünen birçok kişi için önemli bir endişe kaynağıdır. Özellikle burun gibi görünür bir alanda yapılan rinoplasti sonrası iz kalma potansiyeli, bu soruna yatkın bireyleri daha da kaygılandırabilir. Peki, keloid geçmişi olan kişiler rinoplasti olabilir mi ve ameliyat sonrası iz oluşumu riski nedir? Bu konuda bilimsel veriler ne söylüyor?

Keloid ve Hipertrofik Skar Arasındaki Fark

Öncelikle, sahip olduğunuz yara iyileşmesi probleminin keloid mi yoksa hipertrofik skar mı olduğunu doğru bir şekilde anlamak önemlidir. Her ikisi de anormal yara iyileşmesi biçimleri olsa da, karakteristikleri ve tedavi yaklaşımları farklıdır:

Keloid: Genetik yatkınlıkla ilişkili, derideki hasarlı bölgenin sınırlarını aşarak büyüyen, kırmızımsı veya morumsu renkte, kabarık ve kaşıntılı lezyonlardır. Keloidler genellikle kendiliğinden gerilemez ve tedaviye daha dirençlidirler. Daha çok göğüs, omuz, sırt ve kulak memesi gibi bölgelerde görülme eğilimindedir.

Hipertrofik Skar: Yara izinin orijinal yara sınırları içinde kalan, kabarık, kırmızı ve kaşıntılı bir görünüme sahip olmasına rağmen, genellikle zamanla kendiliğinden gerileyebilen veya tedaviye daha iyi yanıt veren bir yara iyileşmesi problemidir. Vücudun hareketli bölgelerinde veya gerilime maruz kalan alanlarda daha sık rastlanabilir.

Bu ayrım, cerrahınızın sizin için en uygun yaklaşımı belirlemesinde kritik rol oynar.

Rinoplasti ve Keloid Riski: Bilimsel Yaklaşım

Yapılan çalışmalar ve güncel literatür bilgileri, hem keloid hem de hipertrofik skar geçmişi olan kişilerde rinoplasti sonrası burunda keloid geliştiğine dair belirgin bir örneğin bulunmadığını göstermektedir. Bu, burun derisinin ve altındaki dokuların, vücudun diğer bölgelerine kıyasla keloid oluşumuna daha az yatkın olduğunu düşündürmektedir. Burun derisi, genellikle daha ince ve gerilime daha az maruz kalan bir yapıya sahiptir; bu da yara iyileşmesi sürecini olumlu etkileyebilir.

Ancak, bu sonuç; yara/dikiş açılması, kanama veya enfeksiyonlar nedeniyle oluşan kötü yara iyileşmesi, bir travmaya bağlı olarak açılan yara yerlerindeki sorunlar veya genel yara iyileşmesi yetersizliği olan kişilerde rastlanan kötü iz nedenlerinden ayrılmalıdır. Yani, ameliyat sonrası oluşabilecek herhangi bir komplikasyonun (enfeksiyon, hematom gibi) iz kalma riskini artırabileceği unutulmamalıdır. Bu tür durumlar, yara iyileşmesini bozarak keloid benzeri veya hipertrofik skar benzeri görünümlerin oluşmasına zemin hazırlayabilir, ancak bunlar direkt olarak cerrahi kesiye bağlı keloid oluşumundan farklıdır.

Literatürde, rinoplasti ameliyatlarında cerrahi kesilerin kapatılması sonucu nazal keloid ile hiç karşılaşılmadığı belirtilmektedir. Ancak, istisnai olarak, keloid geçmişi olan sadece bir kişide burun ameliyatında kıkırdak parçası alınan kulak arkası kesi yerinde keloid geliştiği bildirilmiştir. Bu durum, keloid yatkınlığının vücudun farklı bölgelerinde farklı şekillerde tezahür edebileceğini ve kulak arkası gibi bazı bölgelerin keloid oluşumuna daha yatkın olabileceğini göstermektedir. Rinoplastide genellikle burun içinden veya burun ucu tabanından yapılan küçük kesiler tercih edildiği için, bu riskin burun üzerinde doğrudan görülme olasılığı oldukça düşüktür.

Cerrahi Teknik ve İz Kalma Riski

Rinoplastide kullanılan cerrahi teknik ne olursa olsun (açık veya endonazal/kapalı), dokuya saygılı bir cerrahi yaklaşım iz kalma riskini minimize etmek için esastır. Deneyimli bir cerrah, dokulara en az travmayı uygulayarak, enfeksiyon riskini düşürerek ve dikişleri uygun gerilimde yerleştirerek yara iyileşmesini optimize eder.

Normal şartlarda, dokuya saygılı bir cerrahiden yaklaşık 1 ay sonra burundaki kesi yerlerinde belirgin bir iz kalmamaktadır. Bu durum, hipertrofik skar ve keloid hastaları da dahil olmak üzere çoğu hasta için geçerlidir. Cerrah, ameliyat öncesinde hastanın yara iyileşme öyküsünü detaylıca değerlendirmeli ve potansiyel riskleri hasta ile paylaşmalıdır.

Ne Öğrendik?

Keloid veya hipertrofik skar geçmişi olan hastalar için rinoplasti olanağı mevcuttur ve genellikle burun bölgesinde keloid gelişimi riski düşüktür. Burun derisinin yara iyileşme özellikleri, vücudun diğer bölgelerinden farklılık gösterir. Literatürde, rinoplasti sonrası burunda keloid oluşumuna dair çok az örnek bulunmaktadır. Ancak, genel yara iyileşmesini etkileyebilecek enfeksiyon, kanama veya travma gibi komplikasyonlardan kaçınmak önemlidir. Ameliyatı yapacak cerrahın dokuya saygılı bir teknik kullanması ve hastanın yara iyileşme öyküsünü dikkate alması, başarılı bir sonuç ve minimal iz kalma açısından hayati öneme sahiptir. Eğer keloid veya hipertrofik skar geçmişiniz varsa, cerrahınıza bu durumu mutlaka bildirerek size özel riskleri ve önlemleri konuşmalısınız.

Kaynakça

Ogawa R. The Most Current Algorithms for the Treatment and Prevention of Hypertrophic Scars and Keloids: A 2020 Update of the Algorithms Published 10 Years Ago. Plast Reconstr Surg. 2022 Jan 1;149(1):79e-94e. PMID: 34813576

Latoni DI, McDaniel DC, Tsao H, Tsao SS. Update on the Pathogenesis of Keloid Formation. JID Innov. 2024 Jul 25;4(6):100299. PMID: 39247523

Mustoe TA, Cooter RD, Gold MH, Hobbs FD, Ramelet AA, Shakespeare PG, Stella M, Téot L, Wood FM, Ziegler UE; International Advisory Panel on Scar Management. International clinical recommendations on scar management. Plast Reconstr Surg. 2002 Aug;110(2):560-71. PMID: 12142678.

WhatsApp Chat